Sivas davasında 2 sanık kurtuldu 5’ine de az kaldı

Sivas katliamında haklarındaki dava 10 yıldır karara bağlanmayan 2 sanıkla ilgili dosyanın 2010’da zamanaşımına girdiği ortaya çıktı. 13 Mart’ta davanın firari 5 sanığı da dosyalarının zamanaşımına girmesi nedeniyle kurtulacak

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 37 kişinin yamılarak öldürülmesiyle ilgili dava 21 Ekim 1993’te Ankara 1 Nolu DGM’de 125 sanıkla başladı. İlk karar 26 Aralık 1994’te verildi. Olaylarının bir numaralı sanığı Cafer Erçakmak hakkındaki davayı bulunamadığı gerekçesiyle kararla birlikte tefrik edilirken, 124 sanıktan 37’sinin beraatine, kalanların 2 yılla 15’er yıl arasında hapsine karar verildi. Kararda, “Olayımızın gerçek failleri onbin kişi civarındadır. Bu gösteri yapan grup içinde Emniyet Müdürlüğü’nce tespit edilebilen 125 kişi sanık sıfatıyla haklarında çeşitli davalar açılarak, huzura getirilmiştir” kaydı düşüldü. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 30 Eylül 1996’da 26 sanık hakkındaki kararları onarken, 98 sanıkla ilgili kararları lehte ve aleyhte bozdu.

Kaçan kaçtı, 33 idam çıktı
Ankara 1 Nolu DGM, ikinci kararını 27 Kasım 1997’de verdi. Mahkeme, ilk karardan sonra kaçan 6 sanıkla ilgili davayı ana dosyadan ayırdı ve 14 sanığa beraat verdi. 33 sanığı idama mahkum eden mahkemede, 10 sanık 3’er yıl, 1 sanık 2 yıl, 2 sanık 5‘er yıl, 27 sanık 7’şer yıl 6’şar ay, 4 sanık 20’şer yıl, 1 sanık 15 yıl, hapse mahkum edildi. Mahkeme, beraat eden 11 sanığın “anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmaya iştirak suçundan” cezalandırılmasını isteyen Yargıtay’ın bozmasına ise direndi. 11 sanıkla ilgili direnme kararı üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na (YGCK) gitti. YGCK, direnme kararını 28 Kasım 1997’de bozdu. Bu sırada Yargıtay 9. Ceza Dairesi de, idama mahkum edilen 33 sanığın da aralarında bulunduğu sanıklarla ilgili verilen kararları 14 Aralık 1998’de yeniden bozdu. Bozmaya, sanıkların doğum kayıtlarında Nüfus Müdürlüğü mührünün okunaksız olduğu, nüfus kayıtlarındaki cilt numarasının karara yanlış geçirildiği gerekçe gösterildi.
Ankara 1 Nolu DGM, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de verdi. Mahkeme, daha önce dosyalarını ayırdığı 7 kişiye ek olarak, ilk bozma kararının ardından kayıplara karışan ve bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan haklarında hüküm kurulan Mustafa Dürer ve Muhammet Nuh Kılıç’la ilgili dosyayı ana davadan ayırdı. Mahkeme, YGCK’nın kararına da uydu ve tartışma konusu olan 11 sanıktan, 9 sanığı 7’şer yıl 6’şar ay, 1 sanığı 5 yıl, 4 sanığı 20’şer yıl, 1 sanığı 15 yıl hapse mahkum etti. Mahkeme, 33 sanığı da nüfus kayıtlarını düzelterek idam cezasına mahkum etti.

Yananları zevkle izlediler
Bu süreçte bazı sanıklar Pişmanlık Yasası’ndan faydalanmak istedi. Talebi reddeden mahkemenin kararında, “sanıkların, yanan kişilerin ‘bizi kurtarın’ çığlıklarına rağmen herhangi bir kurtarma hareketine girişmedikleri gibi güvenlik kuvvetlerinin ve itfaiyenin yanan kişileri kurtarma teşebbüsüne engel oldukları” belirtilerek, “Yanan kişilerin ölüm çığlıkları karşısında kılları kıpırdamayan sanıklar, şeriat yanlısı slogan atarak zevkle izlemişlerdir” denildi. 9. Ceza Dairesi, idama mahkum edilen sanıklara verilen cezaları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevirdi ve düzelterek onadı. Sivas sanıkları, Topluma Kazandırma Yasası’nın çıkmasıyla yeniden umutlandı. 59 sanık, yasadan yararlanmak istedi. Kapatılan DGM’nin yerine kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, emniyetten gelen, Sivas olayının faillerinin mensup oldukları herhangi bir örgütün varlığına rastlanamadığı görüşü doğrultusunda, 26 Aralık 2006’da talepleri reddetti.

10 yıl bekleyince kurtuldular
Talebe rağmen haklarında tutuklama kararı verilmeyen ve dosyaları 2000 yılında 3. karar verilirken ayrılan Muhammet Nuh Kılıç ile Mustafa Dürer, kayıplara karıştı. DGM dosyayı önce 1999/5 sonra da 2000/148 esasına kaydetti. Mahkeme, DGM’lerin kapatılmasının ardından da dosyayı 2004/28 esasına kaydetti. İki sanıkla ilgili dava 10 yıl boyunca devam etti. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 sanıkla ilgili kararını 24 Ağustos 2010’da verdi. Mahkeme, iki sanığa isnat edilen “anayasal düzeni bozmaya kalkışmaya iştirak etmek” suçunun 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı ortadan kaldırdı. Tüm aramalara rağmen bulunamayan ve 26 Aralık 1994’te dosyası ana dava dosyasından ayrılan Cafer Erçakmak’ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılamasının Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdüğü, avukatlara tebligat bile yapılmadığı ortaya çıktı. Avukatlar, davadan 5 Kasım 2008’de Milliyet’in, “Katliama zamanaşımı geliyor, Madımak’ın baş faili kurtulacak mı?” başlıklı haberiyle haberdar oldu.

Aranırken evlendi
10 yıl boyunca yargılanıp zamanaşımından davaları ortadan kaldırılan sanıklar Kılıç ve Dürer gibi zamanaşımı tartışması yapılan 7 sanığın yargılanması da 1994’ten bu yana bitirilemedi. Erçakmak’ın dosyası 26 Aralık 1994’te, sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca, Yılmaz Bağ ve Necmi Karaömeroğlu’nun dosyaları ise 16 Haziran 1994’te tefrik edilmişti. Çakmak’ın aranırken 27 Temmuz 1999’da Sivas Altınyayla Belediyesi’nde evlendiği, 22 Mayıs 1997’de askere gittiği, çocuğunu nüfusa kaydettirdiği, Emniyet’e başvurarak ehliyet bile aldığı anlaşıldı. Sanıklardan Yılmaz Bağ’ın ise aranırken Sivas Kangal ilçesinde düğün yaptığı belirlendi. Cumhuriyet savcısı Hakan Yüksel, davanın 21 Haziran 2011 günü yapılan 25. duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Zamanaşımı doldu
Yüksel, Erçakmak dışındaki sanıklara isnat edilen “anayasal düzeni bozmaya kalkışmaya iştirak etmek” suçuna öngörülen 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların ortadan kaldırılmasını talep etti. Ancak bu sanıklardan Bağ’ın öldüğü anlaşıldı. Bu sırada, firari Erçakmak’ın da öldüğü ve sessiz sedasız Sivas’ta gömüldüğü anlaşıldı. Erçakmak’ın mezarı açıldı ancak bunlar oğlu ve annesinden alınan örneklerle karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu, babalık testi sonucu gömülen kişinin Erçakmak olduğuna karar verdi. Bu süreçte, öldürülenlerin yakınlarının kurduğu Toplumsal Bellek Platformu, 17 kez TBMM’deki partilerden bu tip olayların insanlık suçu sayılarak, zamanaşımının bu suçlarda geçerli olmamasını istedi.
Verilen önergeler Ak Parti tarafından reddedildi. Hukukçular da anayasanın 38. maddesine göre, sanıkların suçu işledikleri dönemdeki mevzuata göre yargılanması gerektiğini, anayasa değişse bile sanıkların 1993’teki mevzuat uyarınca cezalandırılmaları şartı bulunduğunu, bu nedenle TBMM’nin yapacak bir şeyi olmadığına işaret ediyor.
Bu nedenle müdahil avukatlar da dosyanın bu aşamaya gelmesinden firari sanıkları bulamayan mahkeme, savcılık ve emniyeti sorumlu tutuyor. Adalet Bakanı Ergin, 13 Mart’ta dosyanın zamanaşımına girmesi konusunda, “111 sanık hakkında karar verilmiş. Zamanaşımı 5 kişi için geçerli. Bir kişi bile olsa bu hassasiyetin, duyarlılığın gösterilmesi doğru bir şey ama sanki bu dava sanıklarının tamamı kurtuluyormuş gibi bir algı da oluşuyor. Yürütme organının yapabileceği gayretlerin hepsi yapılmış durumda” diye konuştu.

Avukatları müvekkillerini bir kez daha kurtardı

Sivas davasının da zamanaşımına uğramasını engelleyebilecek kanun teklifinin bugün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın verdiği ve komisyonda bekleyen 141 sayılı “Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin bugün Genel Kurul’da görüşülmesi için başvuru yapıldı.

Tanrıkulu, bianet’e yaptığı açıklamada, AKP’li vekillerin oylarında, teklifin görüşülmesinin reddedildiğini söyledi ve “Teklifin görüşülmesini engellemek üzere el kaldıran vekiller bunu kamu vicdanına nasıl izah edecekler?” diye sordu.

“Muhalefetten gelen ve kamunun vicdanın ilgilendiren yasa teklifinin karşısında durmanın unutulacağı inancında değilim.”

8 Aralık 2011’de Meclis Başkanlığı’na sunulan yasa teklifi, “yaşam hakkı ihlali, işkence ve çocuklara karşı cinsel istismar” suçlarında zamanaşımının işlememesini öngörüyor.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bugün yaptığı açıklamada da teklifin, 20 Aralık’ta İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ile Adalet Komisyonu’na yollandığını açıkladı.

Tanrıkulu, teklifin komisyonlarda çok uzun süre bekleyebileceği ve Sivas davasındaki zamanaşımı tehlikesini de gözeterek, bugün Genel Kurul gündemine alınarak ön görüşme yapılması için başvuruda bulundu.

Meclis İç Tüzüğü 37. maddesine göre, vekilin sunduğu teklif komisyonda bekletildiği takdirde Genel Kurul’da ön görüşme yapılmasını isteyebiliyor.

“Ben de bu hakkımı kullandım çünkü görüşme konusunda inisiyatif alınmazsa dönemin sonuna dek görüşülmeden kadük kalma tehlikesi vardı” diyen Tanrıkulu, teklifin, sıra beklemeden görüşülmesini istediklerini ifade etti.

Tanrıkulu, “Bu talebimiz, Genel Kurul’daki AKP’li vekillerin oyuyla reddedildi. Çiçek de Meclis’in danışma kurulunda yasa teklifinin öncelikli görüşülmesini sağlayabilirdi ancak yapmadı” diye konuştu.

“Bugün teklif görüşülüp diğer prosedürler de aşılabilirdi ve teklif yasalaşabilirdi. Böylece yasa, Sivas davasına da uygulanır ve zamanaşımı durdurulabilirdi.”

Tanrıkulu, başvurularını tekrarlayacaklarını söyledi ve “Bundan sonrası AKP vekillerinin iradesine bağlı” dedi.

“İnsanlık suçu kapsamında”
2 Temmuz 1993’te 35 kişinin yakıldığı, iki saldırganın da hayatını kaybettiği Sivas katliamıyla ilgili son davanın 13 Mart’ta zamanaşımı nedeniyle düşme riski bulunuyor.

Davada yargılanan altı sanık da firari.

Davanın müdahil avukatlarından Şenal Sarıhan, bianet’e yaptığı açıklamada, sanıkların Türk Ceza Yasası’nın 146. maddesinin 3. fıkrasından yargılandıklarını ve iç hukuka göre zamanaşımından faydalanabilecek olsalar da suçun “insanlık suçu” kapsamında olması nedeniyle uluslararası hukukun işlemesi gerektiğini söylemişti.

Aranmakta olan altı sanığın bugüne kadar evlendiğini, çocuk sahibi olduğunu, çocuklarını okullara kaydettirdiklerini hatırlatan Sarıhan, bunların nasıl hala yakalanamadıklarını anlamadığını da eklemişti.

CİHANER: FAİLLERİ KİM GİZLİYORSA SORUMLUSU O
Önergenin AKP’li milletvekillerinin oyları ile reddedilmesini Focushaber’e değerlendiren CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, “Sivas Katliamında failleri kim gizliyorsa sorumlusu odur” dedi.

“AKP’nin bu tavrı bizim için sürpriz olmadı” şeklinde konuşan İlhan Cihaner; “AKP faili meçhul cinayetler konusunda da benzer yaklaşımda bulundu. Bu konuda araştırma komisyonu kurulması için verdiğimiz teklifler geri çevrildi. Hükümet bu tür olayları halkı kamplaştırmak için kullanıyor. AKP kadrolarının başka türlü bir tavır almasını beklemiyorduk. AKP’nin acıları sömürmesi ancak bu konularda çözüm üretmemesi, çok sık başvurduğu bir siyasi ahlaksızlıktır. ” dedi.

BU DAVADA ZAMANAŞIMI OLMAZ
Sivas Davasında zamanaşımı olmayacağını da savunan CHP Milletvekili Cihaner, “Davada, olayı gerçekleştiren görünürdeki bir çok sanığın yargılaması yapıldı. Firari sanıklarla ilgili arama kararları ise devam ediyor. Ancak Sivas Davasında zamanaşımı olmaz. İddia edildiği gibi bu katliamın arkasında başka bir yapılanma varsa, bu yapılanmanın ortaya çıkartılması lazım. Sivas’ta işlenen suç ‘mütemadi suç’ kapsamındadır. Kanuna göre ‘mütemadi suçlar’ zamanaşımı kapsamı dışındadır” dedi.

AVUKATLAR, MÜVEKKİLLERİNİ KURTARDI
AKP’li bazı vekillerin Sivas davasının sanıklarının avukatlığını yaptıklarını hatırlatan İlhan Cihaner, “O davanın avukatları, kendi müvekkillerini kurtardılar. AKP, çeteleri, karanlık güçleri ve katliamları aydınlatmak yerine üstünü örtüyor” şeklinde konuştu.

“AKP yargısı Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri uygulamıyor” diyen Cihaner, insanlığa karşı üşlenen katliam suçlarının zamanaşımına tabi olmadığını ve bunun uluslararası hukuk tarafından da garanti altına lındığını vurguladı.

AKP’NİN SAMİMİYETSİZLİĞİ ORTAYA ÇIKTI
Zamanaşımı önergesinin reddedilmesi ile AKP’nin geçmişle hesaplaşma konusundaki samimiyetsizliğinin ortaya çıktığını savunan CHP’li Cihaner, “Başbakan Dersim konusunda özür dilemediği halde medya bunu ‘özür diledi’ diye yansıttı. Başbakan o konuşmayı yaparken seçtiği sözcüklerle, vücut dili ile zaten samimi bir özür dilemekten çok uzak olduğunu göstermiştir. Diğer yandan genel başkanımıza ‘Özür dile’ çağrısı yapıyor. Sayın Kılıçdaroğlu neden özür dilesin? Mağdurun özür dilediği nerede görülmüştür? Sayın Kılıçdaroğlu Dersim olayında mağdurdur” dedi.

BAŞBAKAN’IN ADIYAMAN’DA GÖSTERİLEN HASSASİYETİ HAFİFE ALMA HAKKI YOKTUR
Adıyaman’da Alevi vatandaşların evlerinin işaretlenmesi konusunda İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına da değinen İlhan Cihaner, “Bu ülkede Maraş, Çorum ve Sivas olayları yaşanmıştır. Alevi yurttaşlarımızın bu konulardaki hassasiyetini hükümetin hafife alma şansı yoktur. Başbakan, bütün toplumun başbakanı olduğunu göstermek yerine ateşle oynuyor. Her türlü ayrışma noktasını kaşıyor ve buralardan oy devşirmeyi tercih ediyor. Bu tür konularda muhalefeti ve medyayı suçlamak bir siyasi ahlaksızlıktır” dedi.

‘AKP KATİLLERİN AVUKATI MI?’
Bugün TBMM’de Sivas katillerinin zamanaşımından yararlanmaması için CHP tarafından verilen önergenin AKP tarafından reddedilmesine ABF’den tepki geldi. ABF, “AKP’nin bu kararı, insanlığa karşı işlenmiş suçlara destek vermek anlamına gelir” dedi.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Yönetim Kurulu tarafından yapılan “Zamanaşımı isteyen AKP katillerin avukatı mı?” başlıklı açıklama şöyle:

“AKP’nin, Sivas katliamı sanıklarının zamanaşımından yararlanmaması için CHP’lilerin verdiği yasa önerisini bugün TBMM’de reddetmesi tam bir insanlık ayıbıdır.

AKP’nin bu kararı, fiili olarak 2 Temmuz 1993 tarihinde tekbir sesleri eşliğinde “yakın ula yakın” çığlıklarına destek vermek anlamına gelir.

AKP’nin bu kararı, insanlığa karşı işlenmiş suçlara destek vermek anlamına gelir.

AKP’nin bu kararı, katliam sanıklarını mahkemelerde “avukat sıfatıyla” savunan kişilerin daha sonra AKP’de, bürokraside ve yerel yönetimlerde yükselmelerinin tesadüf olmadığı anlamına gelir.

AKP’nin bu kararı, 13 Mart 2012’de yapılacak duruşmada mahkemeye “evet Sivas sanıkları için zamanaşımı kararı al” mesajı vermek anlamına gelir.

Bu karar AKP’nin gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. Sivas’ta Madımak Oteli’ni yakanları savunanların, onlara Avukatlık yapanlardan bu ülkeye demokrasi gelmez. Alevilere yönelik her gün kin ve nefret tohumları ekenlerden eşitlik ve adalet de beklenmez!

Alevi Bektaşi Federasyonu, bugünkü mecliste zamanaşımını fiili olarak onaylayan zihniyete karşı, Türk Kürt, Alevi Sünni, inancı ve etnik kimliği ne olursa olsun, insan olan ve adalet isteyen herkesi tavır almaya, en önemlisi de 13 Mart 2012 Salı günü saat 9’da Ankara Adliyesi önünde olmaya davet ediyor.

13 Mart Salı günü Ankara Adliyesi’nde yapılacak duruşma öncesi buluşalım ve katillere zamanaşımı uygulamasını engelleyelim!

İnsanlık suçu işleyenlerin cezalandırılmasını istemek için, Alevi ya da Sünni olmak gerekmez, Türk ya da Kürt olmak da gerekmez! İnsan olmak yeter!
(bianet-focushaber-soL)

DRAFT BILL REJECTED: AKP Supports Statute of Limitation for Sivas Massacre

AKP deputies voted against the initiative of CHP MPs to debate a proposal against the time-barring of the Sivas massacre in parliament. CHP deputy Tanrıkulu commented, “They will not be able to explain this to the public conscience”.

Ayça SÖYLEMEZ ayca@bianet.org
Ankara – BİA News Center 07 March 2012, Wednesday

Deputies of the ruling Justice and Development Party (AKP) unanimously rejected to debate in parliament a draft bill related to the abolishment of the statute of limitations regarding the Sivas massacre.
The “Law Proposal about Amendments of the Turkish Criminal Law” (No. 141) was submitted by main opposition Republican People’s Party (CHP) Istanbul MP Sezgin Tanrıkulu and Ankara MP Emine Ülker Tarhan. It is currently pending in the commission. It was expected to be discussed in parliament on Tuesday (6 March).
Tanrıkulu said in an interview with bianet that AKP deputies voted against the related debate. “How are the deputies who raised their hands today to obstruct the debate on the proposal going to explain this to the public conscience?” he questioned.
The law proposal was submitted to the Parliamentary Presidency on 8 December 2011. It envisions the abolishment of the statute of limitations for crimes of “violation of the right to life”, “torture” and “sexual abuse of children”.
Assembly President Cemil Çiçek announced in a statement made on Tuesday that the draft bill had been forwarded to the Human Rights Research Commission and the Justice Commission on 20 December.
Tanrıkulu pointed out that the proposal might remain in the commissions for a long period of time whereas the Sivas trial was in danger to be closed by prescription in the meantime. Therefore, he applied to have a preliminary debate about the proposal in parliament on Tuesday.
According to Article 37 of the Procedures of Parliament, a preliminary debate on a proposal pending in the commission can be requested.
“I made use of that right because if no initiative is being taken for the debate there is the danger that it will not be debated until the end of term and eventually will be shelved”, Tanrıkulu explained.
“Our request was dismissed with the votes of the AKP deputies. Çiçek could have had the draft bill debated with priority in the advisory board of the assembly but he refrained from doing so”, Tanrıkulu criticized.
“The proposal could have been debated today which would have sped up procedures and the draft could have been passed into law. This way, the law could have been applied to the Sivas trial as well and would have stopped it from becoming time-barred”.
Tanrıkulu announced to reiterate his application. “After that, it depends on the will of the AKP deputies”, he added.
“In the scope of crimes against humanity”

The Sivas massacre in central Anatolia was an attack against Alevi intellectuals and artists. 35 people burned to death and two assailants died when the Madimak Hotel in Sivas was set on fire on 2 July 1993. The last trial about the Sivas massacre might be closed by prescription on 13 March.
Six of the defendants on trial are still fugitive.
Plaintiff lawyer Şenal Sarıhan had previously told bianet that the defendants were litigated under Aritcle 146/3 of the Turkish Criminal Law (Subversion). Even though they might benefit from the statute of limitation according to domestic law, international law had to be considered since the offences laid in within the scope of “crimes against humanity”.
Sarıhan reminded the fact that the six fugitive defendants got married in the meantime, had children and registered them at school. He added that it was incomprehensible that these people had not been arrested until today. (AS)

Sivas massacre suspects may go free

ISTANBUL, Turkey, March 6 (UPI) — Suspects in Turkey’s 1993 Sivas massacre may go free because too much time has passed, officials said.

Thirty-seven people, including 33 artists and intellectuals, died in a fire the Madimak Hotel on July 2, 1993, that was allegedly set by an angry mob of Islamic fundamentalists protesting the arrival of writer Aziz Nesin, who was accused of spreading atheism.

Two of the seven suspects have died but five others are likely to go free at a court hearing March 13 because of the statute of limitations, Today’s Zaman reported. Critics say the case has never been thoroughly investigated.

Felicity Party member Temel Karamollaoglu, who was the mayor of Sivas at the time, says the suspects have a right to vindicate themselves, the newspaper said. He said there are still many questions about the case and alleges the attack was orchestrated to inflame tensions between ethnic groups. “Their purpose was to create a Sunni-Alevi conflict,” he told the newspaper.

“That didn’t happen in Sivas, but the deaths that occurred during the incident brought the issue to a whole new level. Tension between Sunnis and Alevis was born.”

Ahmet Faruk Unsal, head of the human rights group Association of Human Rights and Solidarity for Oppressed Peoples, said there are questions about the limited number of police who showed up to handle the attack. “We know that the [police] sent only a small unit that did not match the size of the mob. There are bullet holes in the bodies of those that died; it is not clear where those bullets came from,” he told Today’s Zaman.

“It should not be left to that statute of limitations because it is a dark stain on Sunni Muslims, and it will become permanent,” he said. “If the state is willing to live with this stain, that’s up to the state, but Sunni Muslims should not allow this to happen.”

Source: http://www.upi.com/Top_News/World-News/2012/03/06/Sivas-massacre-suspects-may-go-free/UPI-60551331051848/

Court Nearly Dropped Case against Suspects in Sivas Massacre

Joint attorneys only found out by coincidence that the statute of limitations was running out on a case against suspects.

Erol ÖNDEROĞLU erolonderoglu@gmail.com
Ankara – Sivas – BİA News Center 01 July 2009, Wednesday

On 2 July 1993, the Madimak Hotel in Sivas, central Anatolia, was set fire to when a congress of Alevi intellectuals and artists was meeting there. 37 people died and around 50 were injured.
What is today remembered as the “Sivas Massacre” was committed during the rule of the True Path Party (DYP) and Social Democratic Populist Party (SHP) coalition. Security forces were accused of standing by and letting dozens of people be killed by a mob of tens of thousands. No official was ever held responsible for the murders.
33 people convicted

33 people were tried and convicted of “attempting to destroy constitutional order” and handed death penalties, which were converted into life sentences when Turkey abolished the death penalty.
More still searched for

The court case of another six people started in 2004. Among them is Cafer Erçakmak, accused of trying to push writer Aziz Nesin off the fire engine where he was being sheltered from the mob that had surrounded the hotel and was trying to prevent people from fleeing the fire.
The others are Şefket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca, Yılmaz Bağ and Necmi Karaömeroğlu.
Danger of case being dropped

Joint attorneys in the Sivas Massacre case only realised at the last minute that a court case has been continuing without their knowledge since 2004.
Lawyer Şenal Sarıhan told bianet that they were able to join the case at the Ankara 11th Heavy Penal Court at a point where the prosecutor was calling for the case to be dropped because its statute of limitations had run out.
The lawyers should have been informed about the case, but only found out about it accidentally from a journalist.
Application by joint attorneys

When they found out about the case, they managed to apply to join the trial on 19 December 2008. In their application they also stated that the crime of trying to destroy the constitutional order does not have a statute of limitations.
They called for an investigation into the positions and responsibilities of the defendants at the time of the massacre.
The court case will continue on 1 September, and the court has agreed to ask relevant institutions for information and documents on the defendants.
When the file returns from the Supreme Court of Appeals, there will also be an evaluation of whether police officers on duty on the day and victims should be asked to confirm the identities of the defendants.
State making no efforts to find defendants

Şenal Sarıhan has voiced criticism about the difficulties that the state seems to have had in finding suspects involved in the massacre.
Thus, Cafer Erçakmak, a councillor of the Welfare Party (RP) in Sivas at the time, is now said to be living in Germany. Sarıhan believes that the German authorities have been misled about his role in the massacre and are thus not returning him to Turkey.
Similiarly, İhsan Çakmak, was able to marry in the Altınyayla district of Sivas on 27 July 1999, i.e. at a time when he was wanted by the police. He started his military service on 22 May 1997 and was able to register the birth of his child officially.
He also got a driving license from the police in 2000 and became a civil servant in Istanbul in 2005.
Nevertheless, the state has been unable to find him…
Another defendant, Yılmaz Bağ, is also wanted by the police, but was able to marry after the warrant was issued.
Lawyer Sarıhan described this as “serious negligence”. (EÖ/AG)

Source:

Sivas Massacre Case Should Go On, Victims and Suspects Say

Wednesday, 7 March 2012

An Ankara court is expected to close the 1993 Sivas massacre case due to a statute of limitations on March 13, but neither the defendants nor the prosecution want the trial to be dropped.

Speaking on behalf of the families of the 33 victims, who were burned to death in a fire set by an Islamist mob during an Alevi cultural festival in the eastern province of Sivas, lawyer Şenal Sarıhan said even though the court is to drop the case due to the statute of limitations, they will continue to pursue their rights.

Muhammet Emin Özkan, a lawyer for suspect Muhsin Erbaş, also argued the case should not be dropped, for different reasons.

“The actual ones who burnt the hotel down and killed 37 people [33 intellectuals, two hotel staff and two protesters] should be discovered,” Özkan told the Hürriyet Daily News yesterday on the phone. A lawyer for the victims said the charges had been an attempt to destroy constitutional order at the time, but now they say it was a crime against humanity.

The victims were killed on July 2, 1993, when the Madımak Hotel in Sivas was torched. In 2008, after 15 years had passed, an Ankara prosecutor demanded the case be dropped since it had been filed on the charges of attempting to destroy constitutional order, which has a 15-year statute of limitations. Although 79 people have been sentenced to jail so far, six suspects in the case are still missing.

“If the case ends on March 13, we will appeal to a higher court, and if we cannot get a result again, this case will go to the ECHR [European Court of Human Rights] in the end,” Sarıhan told the Daily News. Sarıhan also argued the court should recognize the case as a crime against humanity, so it would not have a certain time limit.

Systematic discrimination
Meanwhile, Turkey’s Alevi Bektaşi Federation Chairman Selahattin Özel condemned the government for “backing the fugitives in the case by doing nothing to have them arrested” and said the government had a policy of systematic discrimination against Alevis.

“One of the suspects in the case, Cafer Erçakmak, was wanted worldwide by Interpol. But he died on July 10, 2011, in Sivas, where he had been living openly. They could have found him easily; they did not want to. The end of the Sivas massacre case will be proof of discrimination against Alevis,” Özel told the Daily News yesterday by phone.

Erçakmak had called on the crowd who burned the Madımak Hotel to lynch Aziz Nesin, a famous author, who narrowly escaped.

Minister of Customs and Trade Hayati Yazıcı also said on March 4 he hoped the court would not decide for a statute of limitations and the criminals would be punished. Yazıcı had served as a lawyer to one of the defendants.

Source: http://www.turkishweekly.net/news/132098/sivas-massacre-case-should-go-on-victims-and-suspects-say.html

İmza Kampanyası

Siz de aşağıdaki metni imzalamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Değerli Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimleri,

Size adaletin gerekliliğine yürekten inanan genç akademisyenler ve farklı mesleklerden gelen Türkiyeliler olarak sesleniyoruz. Mahkemenizden, 13 Mart’ta yapılacak duruşmada Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç teşkil ettiğinin kabul edilmesini, ve dolayısıyla zamanaşımı kuralının uygulanamayacağının karara bağlanmasını talep ediyoruz. Bizler insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımı kavramı ile değerlendirilemeyeceğini; dahası böyle bir kararın yeni katliamların önünü açacağı gibi, zaten yaralı olan toplumsal barışa ve adalet duygusuna büyük bir darbe vuracağını düşünüyoruz.

2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gözlerimizin önünde katledilen sadece 35 canımız değil, aynı zamanda insanlıktır. Geçen 19 yıl süresince katliamı örgütleyen, göz yuman ve destek olan sorumlular ortaya çıkarılmadığı gibi şimdi de kalan birkaç şüphelinin zamanaşımı ile salıverilmesi ihtimali ortaya çıkmıştır. 13 Mart’ta yapılacak duruşmada Sivas davasının zamanaşımı dolayısı ile düşmesi ve tamamen kapatılması tehlikesi vardır. Davanın savcısı Hakan Yüksel, son duruşmada eylemlerin “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüse iştirak” suçu olduğu gerekçesiyle zamanaşımı talep etmiştir. Oysa Sivas katliamında asıl suç, insanların düşünce ve kimliklerinin yok edilmesi maksadıyla katledilmesi, ve dolayısıyla insanlığın katlidir. Bu katliam Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesince düzenlenen ‘insanlığa karşı işlenen’ suçlar başlığı altında değerlendirilmelidir. Aynı kanun bu suçlarda zamanaşımı olamayacağını da hüküm altına almaktadır.

Değerli hakimler,

Madımak Oteli’nde diri diri yakılan Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin ve Behçet Aysan’ın da aralarında bulunduğu 35 canımızı ne tarih unuttu; ne de onların yakınları, dostları, sevenleri. Bilmelisiniz ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta yahut 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü vatandaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katillerini zamanaşımıyla aklarsanız, tarih sizi de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas davasında sanıkları savunan yirmi bir avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması; ve avukat Hayati Yazıcı’nın geçtimiz dönem Başbakan Yardımcısı ve bu dönem Gümrük ve Ticaret Bakanı olarak kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır.

Size, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas katliamı davasının genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak bizim boynumuzun borcudur. Hrant Dink davasının akıbetinden sonra, Türkiye’de adalet sisteminin adil olarak işleyebileceğini bizlere hatırlatmak da sizin borcunuz olsun.

Saygılarımızla,

İmzalamak için: http://www.ipetitions.com/petition/sivasiunutma/